avurtlak

November 26, 2005

Eternal Sunshine of the Spotless Mind

Filed under: Genel, Sinema - dinoege @ 7:09 pm

eternal2 Herhalde Jim Carrey‘i hiç böyle görmemişsinizdir. Hiç hafızanızın bir bölümünü sildirdiniz mi ya da unutmak istediğiniz aşkınızı hafızanızdan sildirdiniz mi? Filmde Joel Barish kız arkadaşının kendisini hafızasından tamamen sildirdiğini öğreniyor bir şekilde ve o da aynısını yaptırmaya karar veriyor. Silinme sürecinde kız arkadaşıyla yaşadıkları ilişkiyi sondan başa doğru biz de izliyoruz. Sonlara doğru çok kötü olan bir ilişkinin, başlarda ne kadar da güzel olduğunun farkına varıyoruz. Ve sanırım Joel da öyle düşünüyor çünkü sildirirken bunu yaptığına pişman oluyor ve durdurmaya çalışıyor ama nafile (bu arada Joel uyurken hafızası siliniyor). Kısacası ilginç bir konusu var filmin. Bu bir drama ama zaman zaman gülebilirsiniz tabi. (Jim Carrey ne de olsa).

Jim Carrey’nin filmdeki oyunculuğuna bayıldım ben. Siz de bayılabilirsiniz dikkat. Kate Winslet da en az onun kadar iyi. Filmde Kirsten Dunst ve ayrıca Yüzüklerin Efendisi‘ndeki hobbit Frodo bile var. Eternal Sunshine of the Spotless Mind’ a gelince; “Lekesiz zihnin sonsuz parıldaması (ışığı)” demekmiş herhalde. Çıkarın artık anafikri.

Bu arada film şunu da anlatmaya çalışıyor: Eğer biriyle tanışman gerekiyorsa ya da ona aşık olman gerekiyorsa öyle de böyle de tanışırsın. Yani kısaca bir olayın olacağı varsa olur kardeşim diyor:) Ben derim ki bu filmi kaçırmayın JimCarrey gibi bir ustayı bir de böyle izleyin. Gerçekten çok iyi bir film. Bu arada filmi indirmek için buraya tıklayın

*film hakkında geniş bilgi ve resimleri için imdb‘yi gezebilirsiniz.

November 24, 2005

Ya öyle ya da…

Filed under: Genel - dinoege @ 11:18 pm

ya_da Kendilerine “elyadal” diyen bir grup insan çok yararlı bir iş yapmaktadır. ELYADAL, Başkent Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler bünyesinde çalışan bir çeşit araştırma laboratuvarıymış. Amacı ne diye sorarsanız eğer şöyle diyor;

Elyadal, davranış başta olmak üzere, bilimsel ve ekonomik konularda araştırma yapan; ürünlerini, eleştirel-yaratıcı düşünme çerçevesinde, sorgulayıcı, rasyonel ve bilime açık bir toplumun gelişimine katkı sağlamak amacıyla paylaşan bir laboratuvardır

Bu laboratuvar, internet kullanımının artmasıyla ilişkili olarak Türkçe’nin daha da bir bozulduğunu söylüyor ve bir parça da olsa Türkçe’nin düzgün kullanımı ile ilgili dikkatli davranmaya çalıştıklarını belirtiyor ve bizden yardım istiyorlar. Ne demek efendim seve seve. Bununla ilgili olarak da bir slogan bulmuşlar:

“Bu İnternet Sitesinde ‘ya da’ Her Zaman Ayrı Yazılır”.

Bu sayede hem kullanıcılar bu yazıyı görecek, hem de site sahibi ister istemez daha dikkatli olacak. Ben de Elyadal’ı destekliyorum ve burada yazılan bütün yazılarda “ya da” kelimesini ayrı yazıyorum. Hatta dahilik ekini kullandığım her yerde ayrı yazıyorum[Zaten hep öyle yazıyordum ki ben].

*Lisedeyken Edebiyat hocası bir parça yazdırırken hep “...... ya da, -ya ile da ayrı, ....” derdi ya o geldi birden aklıma neyse.

November 22, 2005

Eklentiler ve Hatırlatmalar

Filed under: Genel - dinoege @ 8:28 pm

Downloads adlı sayfalarımızda güzel şeyler bulunmaktadr. Geel vatandaş. Filmler(yakında), diziler, v.s. v.s.. ziyaret etmenizi öneririm valla benden söylemesi. ed2k linklerine linkler bulunmaktadır bu bölümde. Buyrun gezin. The O.C‘nin de 3. sezon bölümleri her hafta ekleniyor söyleyim. Başka istekleriniz varsa hemen aktarın bana. İlgilenmezsem ne olayım!

November 17, 2005

Aa Pasta!

Filed under: Genel - dinoege @ 10:55 pm

Şöyle blogların arasında gezerken “pastacı” adlı bir blog dikkatimi çekti. Sonra da pasta krizim tuttu pastacının yüzünden. O resimleri gördükçe insanın canı gecenin bir saati de olsa dışarı çıkıp pasta alıp-arayıp, bulup-yemek çekiyor. Tabi sadece canım bunu istedi ama bu yağmur da açıkçası yemedi. Ama oradaki pasta resimlerine bir bakmanızı öneririm. Hem de resimlerini gördüğünüz o mükemmel pastaları yapabilmek de olanaklı. Çünkü tarifleri var. En azından çıkıp pasta alamasanız bile yapabilmenize olanak var. En çok da Çikolatalı Muzlu&Kiwili pasta hoşuma gitti.

November 14, 2005

Yeniden

Filed under: Genel - dinoege @ 10:24 pm

Eski blogumu terk etmiş bulunmaktayım. Daha doğrusu blogumu yeniledim. Sanırım daha güzel bir yüzle tekrar döndü blogum. Blog hizmetini blogsome’dan alıyorum. Çünkü wordpress altyapısını kullanıyor ve daha fazla alana sahip olabiliyorsunuz. Tavsiyelerim arasında. Eski arşivim yine burda (gerçi önemli sayılabilecek bir arşivim yok ama). Siteye üye olabilirsiniz. Üyelik ücretsizdir. :)

p.s. Bu arada ne kadar çok blogum ve blog kelimeleri kullanmışım yukarıda. peh!

November 10, 2005

Depremler bitmez güzel İzmir’imde

Filed under: Genel - dinoege @ 9:16 pm

Herkes sokaklarda geziyor kaç gündür. Yorulduk, uykusuz kaldık günlerdir İzmirliler olarak. İzmir’e nazar değdi. Korkulan kent mi olacak yoksa İzmir. Tamam anladık burası da bir deprem bölgesi ama napalım korkuyor işte insanlar. Özellikle geceleri korkulur ya sanki gündüz deprem olamaz gibi. Her gece “acaba yine deprem olur mu, olursa ya duymayıp uykuda yakalanırsak” gibisinden düşünceler sarıyor beynimi ve eminim bütün İzmir ve çevresinin beynini. Bir de şu “deprem olacak-mış” diye gereksiz dedikodu çıkaranlar yok mu; gıcığım onlara. Zaten insanlar sokaklara dökülmüş, şunların yaptıklarına bak. Neyse umarız en kısa zamanda geçer bu depremler. Yoksa “psikolojik” sorunların yakında hepimizde birer birer başlayacağı aşikar.

Atom Karınca da Gitti!

Filed under: Genel, Futbol - dinoege @ 9:15 pm

Bu ülkeye teknik direktör dayanmaz. En son örnek de Rıza Hoca. Aslında başarılıydı bence. En azından istatistikler onu gösteriyor. Ama gel gör ki bu ülkeye teknik direktör dayanmıyor. Şimdi ne olacak? Yeni bir antrenör gelecek, 1 sene olmadan ya da en fazla 1 senede başarı olmazsa o da gidecek. Sanırım istikrar olmayınca başarı pek olmuyor. Sabretmeyi mi bilemiyoruz ne? Neyse en azından Milne’nin bizim henüz yabancı olduğumuz “futbol direktörlüğü”ne getirilme olayı moralleri biraz düzeltti. En azından akıllıca bir olay, en azından Milne. Biz severiz Milne’yi, Milne de bizi.. Başarılı olacaktır eminim. Bu arada Rıza Hoca Güle Güle. Yine Bekleriz.

An Gelir Attila İlhan ölür…

Filed under: Genel - dinoege @ 9:14 pm

Neden hep sanatçılar öldüğünde, onları “kişisel olarak” tanımadığımız halde çok üzülürüz? Onlarla tanışıklığımızı bırakın, herhangi bir diyaloğumuz bile “muhtemelen” olmamıştır. Ama yine de üzülürüz öldüklerinde. Hatta ağlarız, çok ağlarız. Acaba bu gibi insanların eserlerine bir daha ulaşamayacağımız için midir? Herhalde öyledir. Çünkü onlarla aramızdaki tek iletişim materyali sanırım onların eserleridir. Evet Attila İlhan’ı da kaybettik. Belki çok genç değildi ama yine de üzüldük işte. Hiç okumayan bile sanırım yıllardır Trt’de onu o meşhur şapkasıyla izlemişlerdir. En azından bu şekilde tanırlar. Neticede bir büyük ustayı kaybettik yine ve yine çok üzüldük. Artık Attila İlhan ve eserleri yok. Zamanında onları yazdığı için hapisler de bile yattığı eserleri yok Attila İlhan’ın; kendiyle birlikte. An geldi Attila İlhan öldü...

AN GELİR

an gelir
paldır küldür yıkılır bulutlar
gökyüzünde anlaşılmaz bir heybet
o eski heyecan ölür
an gelir biter muhabbet
çalgılar susar heves kalmaz
şatârâbân ölür

şarabın gazabından kork
çünkü fena kırmızıdır
kan tutar / tutan ölür
sokaklar kuşatılmış
karakollar taranır
yağmurda bir militan ölür

an gelir
ömrünün hırsızıdır
her ölen pişman ölür
hep yanlış anlaşılmıştır
hayalleri yasaklanmış
an gelir şimşek yalar
masmavi dehşetiyle siyaset meydanını
direkler çatırdar yalnızlıktan
sehpada pir sultan ölür

son umut kırılmıştır
kaf dağı’nın ardındaki
ne selam artık ne sabah
kimseler bilmez nerdeler
namlı masal sevdalıları
evvel zaman içinde
kalbur saman ölür
kubbelerde uğuldar bâkî
çeşmelerden akar sinan

an gelir
lâ ilâhe illallah

kanunî süleyman ölür

görünmez bir mezarlıktır zaman
şairler dolaşır saf saf
tenhalarında şiir söyleyerek
kim duysa / korkudan ölür
tahrip gücü yüksek

saatlı bir bombadır patlar

an gelir
attilâ ilhan ölür

Yağmur geldi safa geldi..

Filed under: Genel - dinoege @ 9:11 pm

İzmir’e yeni mevsimle beraber sezonun ilk yağmuru düştü. Her taraf mis gibi toprak kokuyor. Özlemişim yağmuru. Böyle özleyince çok güzel geliyor da, kışın ortasında yağmaya başlayıp sel götürünce her tarafı, biraz nefret ettiriyor sanırım kendisinden. Olsun onu sonra düşünürüz, şimdi yağmur ve bu güzel kokunun tadını çıkarmalı..

Sonbahar esintisi..

Filed under: Genel - dinoege @ 9:11 pm

Eveet sonbahar da geldii. artık “üff çok sıcak”, “offf bunaldım gibi” lafları daha bir az duyacağız. Havalar serinlemeye başlayacak yakında iyiden iyiye.. Daha sonra kış gelecek ve “dıdı dıdı” diye üşüyerekten, iş veya okul çıkışlarında önce otobüs, minibüs veya özel arabamız gibisinden taşıtlara, daha sonra da onlardan inip evlerimize koşacağız. Sonra yemeğimizi yerken yine biraz üşüyeceğiz, eğer evimiz kaloriferli değilse veya mutfakta herhangi bir ısıtıcı yoksa ya da yemeği mutfakta yemiyorsak. Sonra da oturma odamıza koşup kaloriferin veya sobanın veya herhangi bir ısıtıcının verdiği sıcaklıkta, ulusal kanallarımızın (sağolsunlar) yaz boyunca çalışıp çabalayarak bizler için hazırladıkları o müthiş dizi film furyamız başlayacak, onları izleyeceğiz her akşam. Ne güzel.. Bize çok şey veren bu dizilerimize bayılıyorum. Hepsi de süper yaşasın! İyi ki kış geliyor. Özlemişiz değil mi be?!

Get free blog up and running in minutes with Blogsome
Theme designed by Alex King