Hava şu anda esiyor İzmir’de. Ağustos ayının günleri yavaş yavaş geçmeye başladıkça sonbahara ve hatta daha sonra da kışa yaklaştığımızı biraz daha hissediyoruz. Kış geldiğinde ise günler geçtikçe ilkbahar aylarına ve hatta yaza daha çok yaklaştığımızı hissediyoruz [Ne biçim bir döngü bu?:)]. Kış mı güzeeel, yoksa yaz mı daha güzel? Bu soru her zaman sorulur. Bana kalırsanız ikisinin de ayrı güzelliği var. O yüzden çoğumuz yaz sonuna doğru kışı, kış sonuna doğru da yazı özlemeye başlıyoruz.
Mesela kış daha romantiktir her zaman. Romantizm deyince yağmur en başta akla gelenlerdendir. Karda sevgilinle beyazlara bürünmüş bir şekilde yürümek, üşüyüp birbirinize sarılmak da (ısıtmak adına) cabası. Sonra şömine gelir akla hata başında aşna fişne yapmalar. Şömine zaten başka bir işe yaramaz bence. Önünde oturursun sevgilinle ya da uzanmış bir şekilde birbirinize yaslanırsınız. Sonra muhabbet, şarap ve … Ondan sonra at o şömineyi. Çünkü görünüş olarak çok ağır, hantal ve abartı bir şekildedir bence.
Yaz da pek romantizm aramamak lazım. Yaz ayları daha çok eğlence, tatil, stres atmak gibi şeyleri akla getirir. Deniz, kum güneş, kızlar…:)
Neyse çok uzatmayalım, sonuçta ikisinin de ayrı güzelliği vardır işte deyip geçelim. Ha geçmeyelim, uzatalım mı. O zaman yorumlarınızı bekliyorum.