avurtlak

November 10, 2005

Depremler bitmez güzel İzmir’imde

Filed under: Genel - dinoege @ 9:16 pm

Herkes sokaklarda geziyor kaç gündür. Yorulduk, uykusuz kaldık günlerdir İzmirliler olarak. İzmir’e nazar değdi. Korkulan kent mi olacak yoksa İzmir. Tamam anladık burası da bir deprem bölgesi ama napalım korkuyor işte insanlar. Özellikle geceleri korkulur ya sanki gündüz deprem olamaz gibi. Her gece “acaba yine deprem olur mu, olursa ya duymayıp uykuda yakalanırsak” gibisinden düşünceler sarıyor beynimi ve eminim bütün İzmir ve çevresinin beynini. Bir de şu “deprem olacak-mış” diye gereksiz dedikodu çıkaranlar yok mu; gıcığım onlara. Zaten insanlar sokaklara dökülmüş, şunların yaptıklarına bak. Neyse umarız en kısa zamanda geçer bu depremler. Yoksa “psikolojik” sorunların yakında hepimizde birer birer başlayacağı aşikar.

Atom Karınca da Gitti!

Filed under: Genel, Futbol - dinoege @ 9:15 pm

Bu ülkeye teknik direktör dayanmaz. En son örnek de Rıza Hoca. Aslında başarılıydı bence. En azından istatistikler onu gösteriyor. Ama gel gör ki bu ülkeye teknik direktör dayanmıyor. Şimdi ne olacak? Yeni bir antrenör gelecek, 1 sene olmadan ya da en fazla 1 senede başarı olmazsa o da gidecek. Sanırım istikrar olmayınca başarı pek olmuyor. Sabretmeyi mi bilemiyoruz ne? Neyse en azından Milne’nin bizim henüz yabancı olduğumuz “futbol direktörlüğü”ne getirilme olayı moralleri biraz düzeltti. En azından akıllıca bir olay, en azından Milne. Biz severiz Milne’yi, Milne de bizi.. Başarılı olacaktır eminim. Bu arada Rıza Hoca Güle Güle. Yine Bekleriz.

An Gelir Attila İlhan ölür…

Filed under: Genel - dinoege @ 9:14 pm

Neden hep sanatçılar öldüğünde, onları “kişisel olarak” tanımadığımız halde çok üzülürüz? Onlarla tanışıklığımızı bırakın, herhangi bir diyaloğumuz bile “muhtemelen” olmamıştır. Ama yine de üzülürüz öldüklerinde. Hatta ağlarız, çok ağlarız. Acaba bu gibi insanların eserlerine bir daha ulaşamayacağımız için midir? Herhalde öyledir. Çünkü onlarla aramızdaki tek iletişim materyali sanırım onların eserleridir. Evet Attila İlhan’ı da kaybettik. Belki çok genç değildi ama yine de üzüldük işte. Hiç okumayan bile sanırım yıllardır Trt’de onu o meşhur şapkasıyla izlemişlerdir. En azından bu şekilde tanırlar. Neticede bir büyük ustayı kaybettik yine ve yine çok üzüldük. Artık Attila İlhan ve eserleri yok. Zamanında onları yazdığı için hapisler de bile yattığı eserleri yok Attila İlhan’ın; kendiyle birlikte. An geldi Attila İlhan öldü...

AN GELİR

an gelir
paldır küldür yıkılır bulutlar
gökyüzünde anlaşılmaz bir heybet
o eski heyecan ölür
an gelir biter muhabbet
çalgılar susar heves kalmaz
şatârâbân ölür

şarabın gazabından kork
çünkü fena kırmızıdır
kan tutar / tutan ölür
sokaklar kuşatılmış
karakollar taranır
yağmurda bir militan ölür

an gelir
ömrünün hırsızıdır
her ölen pişman ölür
hep yanlış anlaşılmıştır
hayalleri yasaklanmış
an gelir şimşek yalar
masmavi dehşetiyle siyaset meydanını
direkler çatırdar yalnızlıktan
sehpada pir sultan ölür

son umut kırılmıştır
kaf dağı’nın ardındaki
ne selam artık ne sabah
kimseler bilmez nerdeler
namlı masal sevdalıları
evvel zaman içinde
kalbur saman ölür
kubbelerde uğuldar bâkî
çeşmelerden akar sinan

an gelir
lâ ilâhe illallah

kanunî süleyman ölür

görünmez bir mezarlıktır zaman
şairler dolaşır saf saf
tenhalarında şiir söyleyerek
kim duysa / korkudan ölür
tahrip gücü yüksek

saatlı bir bombadır patlar

an gelir
attilâ ilhan ölür

Yağmur geldi safa geldi..

Filed under: Genel - dinoege @ 9:11 pm

İzmir’e yeni mevsimle beraber sezonun ilk yağmuru düştü. Her taraf mis gibi toprak kokuyor. Özlemişim yağmuru. Böyle özleyince çok güzel geliyor da, kışın ortasında yağmaya başlayıp sel götürünce her tarafı, biraz nefret ettiriyor sanırım kendisinden. Olsun onu sonra düşünürüz, şimdi yağmur ve bu güzel kokunun tadını çıkarmalı..

Sonbahar esintisi..

Filed under: Genel - dinoege @ 9:11 pm

Eveet sonbahar da geldii. artık “üff çok sıcak”, “offf bunaldım gibi” lafları daha bir az duyacağız. Havalar serinlemeye başlayacak yakında iyiden iyiye.. Daha sonra kış gelecek ve “dıdı dıdı” diye üşüyerekten, iş veya okul çıkışlarında önce otobüs, minibüs veya özel arabamız gibisinden taşıtlara, daha sonra da onlardan inip evlerimize koşacağız. Sonra yemeğimizi yerken yine biraz üşüyeceğiz, eğer evimiz kaloriferli değilse veya mutfakta herhangi bir ısıtıcı yoksa ya da yemeği mutfakta yemiyorsak. Sonra da oturma odamıza koşup kaloriferin veya sobanın veya herhangi bir ısıtıcının verdiği sıcaklıkta, ulusal kanallarımızın (sağolsunlar) yaz boyunca çalışıp çabalayarak bizler için hazırladıkları o müthiş dizi film furyamız başlayacak, onları izleyeceğiz her akşam. Ne güzel.. Bize çok şey veren bu dizilerimize bayılıyorum. Hepsi de süper yaşasın! İyi ki kış geliyor. Özlemişiz değil mi be?!

17 Ağustos, sonrası ve bugün..

Filed under: Genel - dinoege @ 9:09 pm

Bundan tam 6 yıl önce, 17 Ağustos 1999’da, gecenin 3.02’sinde sallanarak uyandı Türkiye’nin bir bölümü. Yüzyılın en büyük depremlerinden biriydi bu. Resmi olmayan kayıtlara göre belki de 40.000’in üzerinde insan hayatını kaybetti. Ne kadar acı. Oysa biraz daha tedbirli, biraz daha bilinçli, biraz daha eğitimli, biraz daha “Veli Göçer”siz olsaydık belki de başımıza bu kadar ağır bir bilanço çıkmazdı. Çok üzüldük hepimiz. Kimilerine göre bu bir doğa olayıydı. Yapılacak birşey yoktu. Kimilerine göre de bizim elimizde olan birşeydi. Tedbirli olsaydık olmazdı. Bazılarına göre de başımıza taş yağıyordu. Bu bize tanrını bir cezasıydı. Çünkü artık iyice zıvanadan çıkmıştık. Tanrı da bizi (zıvanadan çıkmayanları da dahil ederek) cezalandırıyordu. Büyüttük de büyüttük. Yaşar Nuri’lere bile sorduk cidden cezalandırıldık mı diye. Ama olan olmuştu artık. Önemli olan bundan sonrasıydı. Önlemler alınmalıydı. Artık daha dikkatli olmalıydık. Sütten ağzımız yanmıştı bir kere.

Peki yeteri kadar önemsiyormuyuz depremi. Gerçekten de bir deprem ülkesiyiz ve bununula yaşamayı öğrenmek zorundayız. Bunu zamanında Ahmet Mete Işıkara üzerine vura vura söylemişti. Ama sanırım hala daha yeterli önlemimiz yok depreme karşı. Daha ne olduğunu, nasıl olduğunu, böyle bir şey yaşadığımızda nasıl davranmamız gerektiğini hala daha bilmiyoruz bence. Binalarımız hala daha sağlam değil, hala daha belki bazı yerlerde kaçak yapılar, Veli Göçer’ler vardır.

17 Ağutos deemi gerçekten de küçümsenecek bir olay değil. 100 yılın en büyük depremlerinden biri olmasının sebebi de bu sanırım. Binlerce insan yok oldu, binlerce insan evsiz kaldı, binlerce çocuğun okulu yıkıldı. Bunların telafisi yok. Daha tam anlamıyla Gölcük’te, İzmit’te, Yalova’da yaşam eski rayında değil belki de. Bütün bu olanları hafızamızdan silemeyiz. Bizlere bir ders niteliğinde olmalıdır bu yaşadıklarımız.

Bu depremde ölenleri saygıyla anıyorum.

Beşiktaş gümbür gümbür!

Filed under: Genel, Futbol - dinoege @ 9:07 pm

Dün akşam gerçekten çok iyi bir Beşiktaş izledik. Ama herşeyden önce oyuna konsantre olmuştu futbocular. Seyirci de cabası tabii. Defansta İ.Toraman ve Gökhan Zan genel olarak iyi oynadılar ancak Gökhan biraz daha az faul yapması lazım yoksa çok başımızı ağrıtabilir. Koray çok iyiydi yine her zamanki gibi. En azından istikrarlı oyunuyor. Sol kanatta Adem Dursun diye bir adam var ki eğer birkaç maç daha böyle oynarsa, İbrahim Üzülmez formayı rüyasında bile göremez herhalde diye düşünüyorum. Bence çok iyiydi. Kleberson belki tribünlerin beklediği gibi gösterişli oynamadı ama ne kadar yararlı bir transfer olduğunu gösterdi. Çok iyi pas yapan, iyi koşan, ara pasları da keza çok iyi olan bir oyuncu. Ama zaten gösterişli oynamasını falan istemiyorum şahsen. O mevkii de oynayan bir adamın gösteriş zorunluluğu yoktur zaten. Önemli olan yararlılık düzeyi. O da Kleberson’da falasıyla var ve düşünün ki adam daha doğru dürüst antrenmana bile çıkmadı takımla. İleride daha da iyi olacak. Okan’a gelince kaptan olarak çıkınca kendine gelmiş herhalde dün öyle diyordu. Ama zaten Okan Vaduz maçında kendini belli etmişti. Geliyorum diyordu adeta. Okan’ı tebrik etmek lazım, çok iyi işler yaptı yine.

Youla kesinlikle ve kesinlikle Beşiktaş’ın futbolcusu değil ve olamaz. Hayır neden aldık Youla’yı anlamıyorum. Cillop gibi Ahmet Dursun var kenarda. O’nu niye oynatmıyorsun ki. Tam da Ailton’la ikili oluşturabilecek bir adam. Ama Youla öyle mi, topu o kadar mesafe sürüyor sürmesine ama, netice yok netice! Adam bitirici vuruşları yapamıyor, ayağına dolaşıyor toplar falan. Bu ne biçim iş canım . Koy Ahmet’i Ailton’un yanına bak neler yapıyor.

Ve Ahmed Hassan.. Gerçekten çok iyi bir oyuncu Ahmed. Ama her zaman da böyle oynamıyor. Zaten Ahmed oynadığı zaman maçın yıldızı oluyor farkettiyseniz. O yaptığı asist ne muhteşemdi. İki adamı oyundan düşürdü çalımıyla. Hele ki Ailton’a sağ ayağının dışıyla verdiği pas.. Tek kelimeyle harika! Attığı golden söz etmek istemiyorum. Çünkü söz edilesi bir gol değil. Böyle bir gol İngiltere Ligi’ne yakışır sahibi Ahmed Hassan’la birlikte.

Neticede Beşiktaş iyi oyunuyla galip geldi. Herkes memnun. Ama bu oyun devam etmeli. Örneğin önümüzdeki hafta Gençlerbirliği maçı var. Ankara’da da Gençler’i bu hale getirebiliyorsan, o zaman Beşiktaş’ta geçmişe, 100. yıla bir dönüş başlamış diyebiliriz tam anlamıyla. Şimdiden sadece bu oyunla ligin bittiğini söylemek de zor tabi.

p.s. resimlerin kaynağı karakartal.com ‘dur.

Ali Kırca’dan bu kadar..

Filed under: Genel - dinoege @ 9:05 pm

Bir zamanlar atv haber vardı. Diğerlerinden gerçekten ayrı bir çizgide duran, trt haberlerinin güvenilirliğinde ancak daha çağdaş, daha renkli, sıkmadan, anlamlı, amaçlı haberler veren bir haber bülteniydi. Bu nedenle de her ne kadar yapay olarak Reha Muhtar’ın haber bülteni o dönem bir numara gösterilse de aslında “normal” insan (şiddeti pek sevmeyen insan), atv haberde karar kılardı. Bunun nedeni hemen hemen herkesin sevdiği Ali Kırca [80’li yıllarda Washington’dan bildiren:)]’ydı. Bu nedenlerdir ki zamanın para babası, şimdinin çulsuzu (mu acaba?) Cem Uzan bir çırpıda alıvermişti Ali Kırca’yı Star’a. Sonrasında Ali Kırca Uzan’ın istediği bazı haberleri yapmak istemedi ve kısa süren Star Haber yolculuğu sona erdi. Ali Kırca taraflı haber yapmak istemedi, magazin programına çevirmek istemedi haber bültenini, Reha Muhtar gibi haber yapmak istemedi çok tutuluyor diye. Sonra tekrar döndü yuvasına kısa bir ntv macerasından sonra ve aynı çizgi bir süre devam etti.

Yaklaşık iki yıldır Ali Kırca’nın haberleri de değişmeye başladı. Yavaş yavaş bülten magazinsel görüntülerle, şaka görüntüleriyle, bir haberin vtr’sini tekrar tekrar döndürüp göstermek ve bir haberi sırf reklam olsun diye abartısız 20 dk. göstermek suretiyle kirlendi. Yani o star televizyonuna, Uzan’a; prensipleri adına, tabiri caizse artistlik yapan-ve bizden o dönem alkış alan- Ali Kırca “da” düzene uydu ve Atv haberi izlenemez hale getirdi. Çok üzülüyorum çok. Çünkü eminim kendisi bile izleyince beğenmiyordur kendi programını. Beğeniyorsa zaten diyecek sözüm yoktur.

Ben haberlerde ibrahim tatlıses’in sözüm ona senfoniyle olacak olan konserinin hazırlıklarını 20 dk. boyunca izlemek istemiyorum.Bu haber bülteni değildir magazin programıdır.

Neticede artık Ali Kırca da gözümden düştü. Zaten dikkat ederseniz yukarıdaki fotoğrafta da elleriyle sanki “benden bu kadar” demiş. Nedersiniz acaba “ondan o kadar” mı artık?

Beşiktaş’ın “Fark”sız Gecesi

Filed under: Genel, Futbol - dinoege @ 8:01 pm

“Dün akşam Lichtenstein’da Vaduz karşısında Beşiktaş fırtınası vardı” demek isterdim ama maalesef yoktu. Bu takım karşısında Beşiktaş çok rahat oynayarak farkı bulması gerekiyordu ama nerdee. Beşiktaş neredeyse maçı verecekti Vaduz’a. Oscar Codoba olmasa belki de turu vermiştik Vaduz gibi bir takıma. Ya gerçekten bu Veysel’le falan olacak bir iş değil. Rıza Hoca artık görmeli bence Veysel ol-maz!. Öte yandan Youla iyi bir futbolcu ama son vuruşları yapamadı dün ancak iyi adam eksiltti, en azından hızlıydı. Hızlı adamlar her zaman iş yapar hiç tekniği olmasa bile. Bkz. İbrahim Üzülmez:)

Ve Okan.. Sanki yeniden doğumuş gibiydi dün akşam. Okan bus ezon böyle oynamaya devam ederse bilmiyorum bu sezon neler olur. Çünkü herkes O’nun gerçek kapasitesini biliyor. Tabi bir de bu takıma bir Ailton bir de Kleberson gibi iki adam lazım. Ne? Onlar zaten var mı bu takımda? Ha iyi o zaman Beşiktaş’ı bir de Onlarla hatta Onları bırak Tümer ile İ.Akın ile izleyelim. Ama yine de dün akşam Beşiktaş’ın rahat bir şekilde fark atması g erekiyordu. Ne olursa olsun Beşiktaş Beşiktaş’tır, Vaduz da kim?

Get free blog up and running in minutes with Blogsome
Theme designed by Alex King